Text 25 Dec 2 notes Mekan

    Modern insanın mekan anlayışı rekabetin gölgesinde kalmıştır; geleneksel anlayış ile olan rekabetin. Bu durumu şekillendiren modern insanın bakış açısıdır. Kontrolcüdür, iş bitiricidir modern insan. Modern insanın bakış açısı lineerdir; düzlemseldir. Mesela bu yüzden modern insan gökyüzüne bakmaz, Ömer Hayyam gibi, Kopernik gibi dalmaz gökyüzüne. Modern insanın öyle çok işi vardır ki, kafasını kaldırmaya vakti yoktur. Kelimenin tam anlamıyla. Önüne, arkasına, etrafına bakar modern insan. Düşünün, siz en son ne zaman sırtınız zemine değecek kadar yatıp, yalnızca gökyüzüne baktınız? Modern insan için yukarısı gidilmesi gereken yerdir, hedeftir. Modern zamandan bir örnekle açıklamak gerekirse, yaşanan katın yüksekliği ile modern yaşam hissinin paralel olarak arttığına inanılan bir toplumda yaşıyor oluşumuz kuvvetli bir örnek teşkil eder. Modern insan için yükselmek hakim olmaktır.

    Aslına bakarsanız bu görüşün temeli Eski Mısır’dan daha eskidir. Bu dönemden önce ve sonra inşa edilen  tüm mabetler, mümkün mertebe gökkubeye yakın inşa edilmiştir. Gökyüzüne ne kadar yakın olunursa, Tanrı’ya da o kadar yakın olunacağı görüşünden kaynaklanır bu. Mısır’da Firavunların piramitleri inşa ettirmeleri ve içlerinde yaşamaları da bunu bariz bir göstergesidir. Piramit, Firavun’un Tanrı ile paylaştığı evidir. Piramitler konik şekildedirler. Maya tapınaklarına baktığımızda da bezer şekli yanlarından çıkıntılı halde görüyoruz. Birçok farklı dinin tapınağı, sivri ve gökyüzüne olağanca yakın inşa edilmiştir. Bu mimari ile amaçlanan Tanrı’ya yakınlaşmaktır ancak bir diğer amaç ise Mabet’e giren insanların, Tanrı’nın büyüklüğü karşısında kendilerini küçük hissetmelerini sağlamaktır. 

    Oysa insanlar, dinleri ve tanrıları ile yaşam içerisinde bir bütünlerdir. Tıpkı yaşam ve ölüm gibi. Tanrı’nın yeryüzü ile gök kubbe arasında her yerde olduğu inancı ile Roma’lılar ilk kubbe biçimindeki tapınağı inşa etmeye karar verdiler. Bu şekle, ufka bakıp, ardından gözlerini gökyüzüne kaldırıp yeniden ufka indirdiklerinde çizdikleri şekilden vardıkları söylenir. Böylece bir karenin üzerine kubbe yerleştirmek suretiyle tanrının her yerdeliği ve hayatın bütünlüğü bir mabed ile temsil edilmek istendi ancak, bir karenin üzerine öylece oturulacak bir kubbenin yıkılmaması işten değildi; zira kubbe yerleşti, mabet yıkıldı. 

    Bu denemeden birkaç yıl sonra Roma’lı iki mimar, dönemin imparatorunu bunu başarabileceklerine ikna etti ve çalışmalar başladı. 5. Yüzyıl’da, bugün hala tüm asaleti ile İstanbul’da duran Ayasofya’nın temelleri atıldı. Kubbenin kenarlarını zigzag yaparak hafifletmek, “fil ayağı” da denen devasa sütunlar yardımıyla ağırlığı dengelemek kubbeyi oturtabilmelerini sağladı. Rivayete göre, Ayasofya tamamlandığı gün hükümdarın kapısı iki defa çalındı, ilki hazinenin neredeyse bittiğini belirtmek için, ikincisi ise Ayasofya’nın bittiğini haber vermek içindi. Böylece insan ve oğlu, kapsayan dini inanışın temsilini ilk defa gerçekleştirdi. Ayasofya bunun ilkiydi; yapılabilirliği kanıtlayandı. Ayasofya’nın yapımında estetik kaygların olmaması onu kendisinden sonra yapılanlardan ayırır; onu saf ve tek kılan budur.

    Modern insandan birden bu hikayeye neden mi geçtim? Modern insanın unuttuklarını hatırlatmak için. Modern insan din ile ilgili herhangi bir şey duyduğu an çekiyor önyargı duvarlarını. Kimse kimseyi hiçbir şeye zorlamasa da insanlar saklanıyor o duvarların arkasına. Eminim bu yazıyı da dini bir boyuta sokabilecek birçok insan vardır ancak insanların bir bütünün, hayatın bir parçası olduklarını anlatmaya çalıştığımı anlayanlar da olacaktır. 

    Tanrıları hep kendilerinden yukarıda, gökyüzünde gören kimseler, firavunlar gibi, kendilerini oraya yerleştirirler. Bugün bir “Residance”ın teras katında yaşayan modern insanın orada yaşamasının tek sebebi aşağı bakmaktır. Modern insan yukarı bakmaz; önüne, arkasına ve etrafına bakar. Yukarıdan bakanlar ise Zeustur. Modern zamanın Zeus’ları. 

    İnsanın rekabeti bu anlayıştandır. Kendisinden önceyle rekabet eder insan ve oğlu. Modern zaman Zeus’unun unuttuğu şey ise, rekabete girdiği Ayasofya’nın bin beşyüz yıldır orada durduğudur.

  1. sensuelkaraktermarilyn reblogged this from blendedmalt
  2. blendedmalt posted this

Design crafted by Prashanth Kamalakanthan. Powered by Tumblr.